Önsöz

                                                                                       



Bu internet sitesini hazırlarken, Klasik Türk müziğinin sanatkârlarını, enstrümanlarını, formlarını ve bu müziği doğru ifade ettiğine inandığım albümleri tanıtmayı hedefledim.

Anadolu tarih boyunca içinde büyük medeniyetleri barındırmış, farklı dil ve dinde birçok insanın bir arada yaşadığı rengârenk bir çiçek tarlası, adeta bir kültür müzesi gibidir. Bu kadar farklı kültürün üzerinde yaşadığı Anadolu toprakları, tabiî ki inanılmaz bir müzik zenginliğine de sahiptir.
Özellikle Osmanlı imparatorluğu döneminde sanatın her dalına değer verilmiş, sanatçılar desteklenmiş, padişahlar tarafından himaye edilmiştir. “ Saray müziği ”de diyebileceğimiz Klasik Türk müziği böyle bir ortamda tekâmül etmiştir. Dede efendi, Sadullah Ağa, Tanburi Cemil Bey ve burada adını saymaya sayfaların yetmeyeceği dehalar böyle büyük bir kültür birikiminin mirasçıları gibidir.

Klasik Türk müziğinde Halk müziğinin ezgilerini de duyabilirsiniz, Strauss'un Vals'lerindeki lirizmide… Klasik Türk müziğinde Bizans müziğinde ki makamları, Cami ve tekkelerdeki müziklerin izlerini, Arap, Fars, Acem müziklerinin ezgilerini de bulmak mümkündür. Çünkü kompleksiz ve önyargısız bir müziktir. Hatta kuralsız, doğaçlamanın ön planda olduğu, meşk usulü ile öğretilen bir müziktir. Anadolu kadar zengin, Anadolu kadar doğurgan bir müziktir.

Beni destekleyen başta Sayın Murat Aydemir olmak üzere, emeğini ve birikimini bizimle paylaşan tüm sanatkar dostlarıma şükranlarımı, sizlere sevgilerimi sunuyorum.